DUYURU

Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ve Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nin ortaklığıyla “İş Dünyası Finans Buluşması Diyarbakır” programı gerçekleştirildi.

İş Dünyası Finans Buluşması Diyarbakır programına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Alican Ebedinoğlu,  Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halk Bankası Genel Müdür Recep Süleyman Özdil, Kredi Garanti Fonu (KGF) Başkanı Erdoğan Özegen, Diyarbakır iş dünyası temsilcileri ve Oda/Borsa başkanları katıldı.

“Ticari kredi faizleri yüzde 50-55 civarında, bu yük uzun süre taşınmaz”

Moderatörlüğü Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil’in yaptığı toplantıda TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu,  finansmana erişim sorununa dikkat çekerek, yüksek kredi faizleri, komisyonlar ve teminat taleplerinin reel sektör üzerindeki yükü artırdığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, bankaları ticari kredi faizlerindeki makası daraltmaya ve KOBİ’lere yönelik finansman imkânlarını artırmaya çağırdı.

Diyarbakır’da reel sektör ile finans sektörünü bir araya getiren İş Dünyası Finans Buluşması’nda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, ekonominin sağlıklı işlemesi için reel sektör ile finans sektörünün birlikte ve güçlü olması gerektiğini belirtti.

Finansmana erişimin Anadolu’daki iş dünyasının en önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, yüksek faizlerin yanı sıra komisyon ve masrafların da işletmelerin finansman maliyetini artırdığını söyledi.

“Finansman, ekonominin kan akışı gibidir”

Finansmanı ekonomideki kan akışına benzeten Hisarcıklıoğlu, kredi akışının daralmasının üretim, yatırım ve istihdamı olumsuz etkilediğini belirtti. Finansmana erişimde yaşanan sorunların yalnızca bankalardan kaynaklanmadığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, makroekonomik koşullar ve kredi büyüme sınırlarının bankaların hareket alanını da daralttığına dikkat çekti.

TOBB olarak yüksek faizler, daralan kredi limitleri ve teminat talepleri başta olmak üzere iş dünyasının sorunlarını hükümete ve ilgili kurumlara aktardıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, ticari kredilerde büyüme sınırlarının gevşetilmesini ve KOBİ kredilerindeki kısıtların kaldırılmasını talep ettiklerini söyledi.

İhracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak için reeskont kredilerinin artırılması gerektiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, TOBB Nefes Kredisi’nin yeniden başlatıldığını ancak mevcut kaynağın talebi karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Hisarcıklıoğlu, KGF destekli kredilerin artırılmasını ve TOBB Nefes Kredisi limitinin 100 milyar liraya çıkarılmasını beklediklerini söyledi.

“Bu kadar yüksek faiz maliyeti uzun süre taşınmaz”

Merkez Bankası’nın faiz indiriminin piyasalar açısından olumlu bir başlangıç olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, bu gelişmenin ticari kredi faizlerine de yansıması gerektiğini söyledi.

Ticari kredi faizlerinin yüzde 50-55 seviyelerinde olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, “Bileşiğe vurduğunuzda yüzde 60’a ulaşıyor. Böyle yüksek bir faiz maliyeti uzun süre taşınmaz” dedi.

Bankacılık sektörüne, politika faizi ile ticari kredi faizleri arasındaki makasın daraltılması çağrısında bulunan Hisarcıklıoğlu, kamu bankalarının özel bankalara da bu konuda örnek olmasını istedi.

“KOBİ’lerin sizden başka çalacak kapısı yok”

Kredi ücretleri ve komisyonlarda da sadeleşme ve şeffaflık talep eden Hisarcıklıoğlu; dosya, tahsis, erken kapama, EFT-havale, teminat mektubu ve POS komisyonlarının işletmeler üzerinde ikinci bir maliyet oluşturduğunu söyledi.

Kredi tahsisinde KOBİ’lere öncelik verilmesi gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Kaynak kıtsa, öncelik en çok ihtiyacı olana verilmeli. Büyükler bir şekilde kaynak bulabiliyor. Ama KOBİ’lerimizin sizden başka çalacak kapısı yok” ifadelerini kullandı.

Teminat politikalarının da gözden geçirilmesini isteyen Hisarcıklıoğlu, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gayrimenkullerin düşük ekspertiz değeri veya likidite gerekçesiyle teminat olarak kabul edilmemesinin bölgedeki işletmelerin finansmana erişimini zorlaştırdığını söyledi.

“Anadolu’daki şube ağlarınızı koruyun”

Bankaların Anadolu’daki şube ağlarını koruması gerektiğini de vurgulayan Hisarcıklıoğlu, KOBİ bankacılığında yüz yüze iletişimin önemine dikkat çekti.

Kamu bankalarının reel sektörün sorunlarına daha hızlı yanıt verdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Ziraat Bankası, VakıfBank ve Halkbank yöneticilerine teşekkür etti.

Konuşmasının sonunda umutlu olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, toplantının yalnızca sorunların konuşulduğu bir buluşma olmayacağını, iş dünyası ile bankalar arasında gerçekleştirilecek birebir görüşmelerle somut çözüm üretileceğini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, “Bugün burada sadece konuşmayacağız; sahanın sesini doğrudan muhatabına ulaştıracağız, sorun çözeceğiz” dedi.

“Diyarbakır’ın potansiyelini ekonomiye kazandırmanın zamanı geldi”

Diyarbakır Ticaret Borsası (DTB) Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil, İş Dünyası Finans Buluşması’nda Diyarbakır’ın tarım, sanayi, turizm, lojistik ve ihracat alanlarındaki potansiyeline dikkat çekerek, iş dünyasının en önemli gündemlerinden birinin finansmana erişim olduğunu söyledi.

Diyarbakır’da düzenlenen İş Dünyası Finans Buluşması’nda konuşan DTB Başkanı Engin Yeşil, toplantının iş dünyası ile finans sektörünü aynı masa etrafında buluşturması açısından önemli olduğunu belirtti.

Diyarbakır’ın güçlü bir tarım ve hayvancılık potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Yeşil, özellikle sulama yatırımlarının tamamlanmasıyla tarımsal üretimin daha da güçleneceğini söyledi. Yeşil, kentin hedefinin yalnızca tarımsal ürün üretmek değil, ürünleri kentte işlemek, paketlemek, markalaştırmak ve Türkiye ile dünya pazarlarına sunmak olduğunu vurguladı.

Diyarbakır’ın genç nüfusu, girişimci yapısı ve yatırım potansiyeline dikkat çeken Yeşil, bunun hayata geçirilmesi için finansmana erişimin kritik olduğunu belirtti.

“En önemli meselelerden biri finansmana erişim”

Kredi maliyetlerinin yüksek, vadelerin kısa ve teminat şartlarının işletmeler açısından zorlayıcı olduğunu dile getiren Yeşil, özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyacının arttığını söyledi. Tarım sektöründe finansmanın üretim ve hasat takvimine uygun olması gerektiğini belirten Yeşil, sanayicilerin ise uzun vadeli ve uygun maliyetli yatırım finansmanına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Yeşil, “Pozitif ayrımcılık istemiyoruz. Potansiyelimizin görülmesini istiyoruz. Üretene kaynak verilsin, istihdam sağlayana destek verilsin, ihracat yapana yol açılsın” dedi.

“Ekonominin en büyük teşviki huzurdur”

Son dönemde hayata geçirilen düzenlemelerin bölgenin geleceği açısından önemli olduğunu belirten Yeşil, huzur ve güven ortamının yatırım, turizm, ticaret ve istihdamın gelişmesinin temel şartlarından biri olduğunu vurguladı.

Diyarbakır’ın artık geçmişin sorunlarıyla değil, geleceğin yatırımlarıyla anılması gerektiğini söyleyen Yeşil, “Diyarbakır üretimiyle, ihracatıyla, tarımıyla, sanayisiyle ve turizmiyle konuşulsun istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeşil, bu hedeflerin hayata geçirilmesi için kamu, finans sektörü ve iş dünyasının birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek, toplantının somut sonuçlara dönüşmesi temennisinde bulundu.

“Kamu bankalarından yalnızca kredi değil, bölgenin geleceğine ortak olmalarını istiyoruz”

Daha sonra konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya da, bölgenin ekonomik kalkınması ve finansmana erişim konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.

DTSO Başkanı Kaya, çatışmalı sürecin sona ermesinin ardından bölgenin ekonomik olarak güçlendirilmesinin kalıcı barış açısından kritik önemde olduğunu söyledi.

Diyarbakır’ın genç nüfusu, tarım arazileri, su kaynakları ve bölgesel ticaret potansiyeline dikkat çeken Kaya, kentin mevcut ekonomik kapasitesinin bu potansiyeli yeterince yansıtmadığını belirtti. Finansmana erişim sorununa da değinen Kaya, özellikle şirketlerin kentten ayrılmaya başlamasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

“Şirket göçü başladı”

2025 yılında Diyarbakır’dan yaklaşık 120 şirket merkezinin başka illere taşındığını belirten Kaya, “Şirket göçünün istihdam, katma değer ve ihracat açısından ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Firmalarımız merkezlerini taşımadan önce onlarla birebir görüşerek doğru finansmana ulaşmalarını ve kentte kalmalarını sağlamamız gerekiyor” dedi.

Toplantı öncesinde iş dünyasından birebir görüşme talepleri aldıklarını belirten Kaya, 250 firmanın görüşme talebinde bulunmasının bölgedeki finansman ihtiyacının boyutunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Kaya, kamu bankalarından bölgenin ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek yanıt verilmesini isterken, özellikle ekspertiz sorunlarının çözülmesi, bölge müdürlüklerinin yetkilerinin artırılması ve kredi süreçlerinde daha esnek uygulamalara gidilmesi çağrısında bulundu.

Kadın girişimcilerin desteklenmesi gerektiğini de vurgulayan Kaya, bölgedeki kadın işletmelerin büyümesinin ekonomik ve sosyal açıdan önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Tarım ve hayvancılık için finansman çağrısı

Diyarbakır’ın tarım ve hayvancılıkta büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Kaya, bu alanlarda kredi limitlerinin artırılmasını ve üreticilerin finansmana daha kolay erişebilmesini istedi.

Kaya ayrıca yeni sanayi alanları, lojistik merkezler ve kentte gerçekleştirilecek büyük ölçekli yatırımlar için yerel sermaye ile kamu finansmanının bir araya getirildiği uzun vadeli finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda kamu bankalarına çağrıda bulunan Kaya, “Biz kamu bankalarımızdan yalnızca kredi vermelerini istemiyoruz. Bölgenin geleceğine ortak olmalarını istiyoruz” dedi.

Kaya, finansmana erişimin kolaylaştırılmasının yalnızca şirketleri ayakta tutmak anlamına gelmediğini belirterek, “Bir şirketin burada kalması; istihdamın, ailelerin, ihracatın ve sermayenin burada kalması demektir” ifadelerini kullandı.

“Sanayici üretmekten vazgeçmiyor, finansmana ulaşmakta zorlanıyor”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan ise, İş Dünyası Finans Buluşması’nda sanayicilerin finansmana erişimde yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, bölgenin gerçeklerini dikkate alan ve üretimi önceleyen bir finansman modeli çağrısında bulundu.

Diyarbakır’ın son yıllarda sanayi ve üretim kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini belirten Fidan, OSB’de yatırım yapan, üretimini büyüten, istihdam sağlayan ve ihracatını artırmaya çalışan çok sayıda işletme bulunduğunu söyledi.

Sanayicinin üretme ve yatırım yapma iradesinin güçlü olduğunu vurgulayan Fidan, bu iradenin önündeki en önemli engellerden birinin finansmana erişim olduğunu ifade etti.

“Sanayicinin sadece bilançosuna bakılmamalı”

Finansmana erişimde yalnızca kredi bulmanın değil, doğru zamanda, yeterli miktarda ve uygun koşullarda finansmana ulaşmanın önemli olduğunu belirten Fidan, özellikle kredi limitleri ve teminat koşullarının sanayicileri zorladığını söyledi.

Bankaların kredi değerlendirmelerinde yalnızca bilançoya odaklanmaması gerektiğini ifade eden Fidan, işletmelerin fabrika ve makine yatırımları, üretim kapasitesi, istihdamı, ihracatı, siparişleri ve nakit akışının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Fidan, “Geçmiş bilançoya bakarak geleceğin üretimini finanse edemeyiz” dedi. Teminat sorununun yatırımların önünde engel oluşturduğunu belirten Fidan, bölgedeki işletmelerin sahip oldukları teminatların değerlemesinde yaşanan sorunların finansmana erişimi zorlaştırdığını söyledi.

Ticari krediler konusunda bankaların kendi yetki alanları içerisinde daha fazla esneklik gösterebileceğini belirten Fidan, üretim yapan işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasını istedi.

“Özel ayrıcalık değil, bölgenin gerçeklerine uygun finansman istiyoruz”

Kamu bankalarından özel bir ayrıcalık talep etmediklerini belirten Fidan, “Bölgenin gerçeklerini dikkate alan, üretimi ve yatırımı önceleyen bir finansman modeli istiyoruz” dedi.

Yatırımların ertelenmesinin yalnızca işletmeleri değil, istihdamı ve bölgenin ekonomik gelişimini de olumsuz etkilediğini ifade eden Fidan, “Bugün OSB’mizde birinci kuşak sanayicilerimiz var diyoruz. Ancak durum böyle devam ederse maalesef ikinci kuşak sanayicileri göremeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca VakıfBank ve Ziraat Bankası genel müdürlerine, OSB’de şube açılması yönündeki taleplerinin hızlı şekilde hayata geçirilmesi nedeniyle teşekkür ederek, aynı yaklaşımın sanayicilerin finansman sorunlarının çözümünde de gösterilmesini istedi.

"Finansal hayatınızı kolaylaştırmaya devam edeceğiz"

Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar yaptığı konuşmada, Diyarbakır'ı potansiyeliyle değerlendirmek gerektiğini belirterek, tarımsal potansiyelin gelişmesi, tarımdaki verimlilik ve özellikle tarıma dayalı endüstri ve sanayinin gelişmesiyle Diyarbakır'ın hak ettiği yere mutlaka kavuşacağını söyledi.

Çakar, yeni çözüm sürecinin önemine işaret ederek, tesis edilen huzur ve güven ortamında Diyarbakır, bölge ve ülke ekonomisinin çok daha farklı noktaya geleceğini belirtti.

Yeni bir dünyanın kurulduğunu ve şekillendiğini dile getiren Çakar, şöyle konuştu:

"Bu ülkenin potansiyeline inanıyoruz. Bu ülkede gerçekten sektörler itibarıyla bakıldığında çok ciddi altyapımız var, girişimci bir ruhumuz var. Endüstriyel dönüşümü yakalıyor olmamız lazım. Artık dünyada ne kadar ürettiğinle kimse ilgilenmiyor, ne kadar katma değerle ürettiğinle ilgileniyor. Hangi maliyetle yönettiğiniz ile ilgileniliyor. Bu ülkede dört temel sektör her zaman çok ön planda olacak. Biri savunma sanayi. Dünyadaki gelişmeler savunmaya yapılan yatırımların daha da artacağını gösteriyor. İki bu yapay zekayla beraber ilaç sanayi çok değerli hale gelecek. Tarım hiçbir zaman geri düşmeyecek.

Çünkü tarımda paranız olsa bile bazen mal alamayabiliyorsunuz. Ukrayna-Rusya savaşını hatırlayın. Dünyaya buğday sevkiyatı yapılamadı. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın müdahalesiyle dezavantajlı ülkelere buğday sevkiyatı yapılabilirdi. Bir başka konu enerji. Ülkede maalesef ciddi bir enflasyon var ama şunu bilin bu enflasyonu çözmek zorundayız. Enflasyonu yönetmeden hiçbir şeyi yönetemeyiz. Çünkü doğru zemin, doğru altyapı, yatırım ortamı ancak enflasyonist olmayan ülkelerde veya ekonomik ortamlarda olabilir. Fiyat istikrarını, finansal istikrarı ve onun getirdiği ekonomik istikrarı sağlamak zorundayız ve bunu taçlandıracak olan siyasal istikrar. Bu dördü birbirini tamamladığında yatırım yapılabilir. Öngörülebilen olmak en önemlisi. Dolayısıyla enflasyonu yönetiyor olmamız lazım. Bugün bu enflasyonu yönetmeye yönelik olarak bir orta vadeli program uygulanıyor. Orta vadeli programın çok farklı bütün sektörleri etkileyen boyutları var. Faiz oranları özellikle üst bant faiz oranı 40'dan 37'ye indirildi. Biz belki fark etmişsiniz mevduat piyasasına bu yansıdı. Mevduat piyasasına yansıdıktan sonra kredi faiz oranına da yansır. Bankalar olarak faizin şu aşamada en çok düşmesini isteyen biziz. Bunun önümüzdeki hafta kredi piyasasına da fiyatlama, faiz oranları itibarıyla yansıdığını hep beraber göreceğiz."

"Halkbank olarak Türkiye sathında sahada olmayı daha da hızlandırıyoruz"

Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil de Diyarbakır'daki güzel yapılaşmanın ve değişimin gurur verici olduğunu belirtti.

Özdil, "Diyarbakır'a birazcık ayrımcılık yapalım diye arkadaşlarımı talimatlandırdım. Türkiye'nin birliği, beraberliği inşallah Cizre'de ve Diyarbakır'da kurulacak güzel ilişkilerle olacak. İnşallah bu kardeşlik iklimi hepimize kazandıracak. Türkiye'nin doğusunda, batısında herhangi bir eve cenaze gelmemesi en büyük kazancımız. Bunu bir de ekonomik olarak da taçlandırırsak bu bizim önümüzü açacak. Üç banka olarak üstümüze düşeni yapacağız. Halkbank olarak hem bölgede hem bütün Türkiye sathında sahada olmayı daha da hızlandırıyoruz." diye konuştu.

"Faiz oranlarını 2-3 puan indireceğiz"

Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan da Diyarbakır'da 9 şube ve 151 çalışanla hizmet verdiklerini belirtti.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un önemine değinen Arslan, "Bunun ekonomik, finans ayağının en güçlü olması noktasında, değil elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız Allah'ın izniyle." dedi.

Kredi Garanti Fonu (KGF) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise teminat sorunu çeken firmalara, bankalarla işbirliği yaparak kefalet sağladıklarını ve böylece firmaların finansmana erişimini kolaylaştırdığını söyledi.

Özegen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kredi Garanti Fonu bugün 600 binin üzerinde firmaya 1,7 trilyon liranın üzerinde bir krediye kefalet sağlamıştır. Bunu iş dünyası adına çok kıymetli buluyorum. Pandemi döneminde ve 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında, 'Büyük KGF' vizyonuyla piyasaların nereye gideceğini bilmediği, finansmana erişimin çok zorlaştığı günlerde KGF bankalarımızla birlikte çok kıymetli programlara imza attı. Şu ana kadar Diyarbakır'da yaklaşık 8 bin 900 firmamıza kefalet sağlamış durumdayız. 17,2 milyar liralık bir krediye kefalet vermişiz. Buna ilave olarak 2025 ve 2026'da yine başkanımızın talimatları ve girişimleriyle ve bankalarımızın koydukları katkıyla özellikle kamu bankalarımız yaklaşık iki "TOBB Nefes"te de 1000'in üzerinde firmamıza 1,2 milyar lira Diyarbakır özelinde kefalet vermiş durumdayız. Dolayısıyla yaklaşık olarak Diyarbakır'da 20 milyar liraya yakın bir krediye kefalet vermiş durumdayız."

"Çözüm sürecinin ekonomik ayağını birlikte kurmalıyız"

Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu da yeni çözüm süreci ile Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğini söyledi.

Bu süreçte çözüm ve huzur ortamının sadece toplumsal değil, ekonomik bir dönüşümün de önünü açacağına inandıklarını belirten Ebedinoğlu, şunları kaydetti:

"Bölgenin ekonomik kalkınmasına yönelik bir finans seferberliğinin çözüm sürecinin en güçlü desteklerden biri olacağına inanıyoruz. Diyarbakır'ın yatırıma hazır olduğunu görüyoruz artık. Çözüm süreciyle birlikte güven ortamının güçlenmesi, turizmden sanayiye, tarımdan ticarete kadar birçok sektörde yeni yatırımların önünü açacaktır, ancak bunun için finans sektörünün de dönüşümün yanında olması gerekiyor.”

Programda daha sonra iş dünyası ve finans sektörünün temsilcileri, talep ve beklentilere ilişkin basına kapalı görüşmeler gerçekleştirdi.